Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine diye başlamıştı şair sözlerine.

Aslında vurgulanmak istenen her ne şekilde söylenirse söylensin aynı şeyi ifade etmektedir.

Bazen bir satırda rastlar bize bazen bir dokunuşta..

Literatüre baktığımızda hemşire : ‘Var olan tüm zihinsel ve fiziksel kaynakları kullanarak, gerçekleri daha iyi anlamak, açıklamak ve hem normal hem de alışılagelmişin dışında görülen olayları önceden tahmin edebilmek için kullanılan zihinsel bir süreç olarak tanımlanmakatadır. Temel felsefesinde hümanizim yatmaktadır. İnsan, insnaoğlu, insanlık, his, hissetme mesleğin anahtar kelimelerini oluşturmakatdır. Temel amacı bireyin tedavi sürecinde tam ve bütüncül bir bakım sağlamaktır. Daima başrolünde insan olduğu için devreye karşılıklı duygular girmektedir. Bakım verirken hastanızın odasına girdiğiniz anda ona gülümsemeniz bazen  bireyin güne olumlu başlamasını ve sürecinin böyle devam etmesini etkilemektedir. Genelde tedavi hep somut şeylere (ilaç, terapiler gibi) dayandırılsa da aslında gözle görülmeyen kısmın çok büyük payı varıdr. Bu da hastayla hep iç içe olan ve primer sorumlularıdan biri olan hemşirenin  payı göz ardı edilemeyecek kadar çoktur.

Hemşirenin bakım sırasında duygularını tanıyıp ona göre yaklaşması, bütüncül bir bakımın aslında temelini oluşturmaktadır. Ölmek üzere olan bir hastanın odasına giridğinizde, aklınıza bir yakınınız geliyorsa bu durumu farkedip, empati boyutundan sempatiye geçmemeyi farkedebilmek artık temel hemşirelik yetenekleri arasında yer alamakadır. Hastaya odaklanılan bakım sürecinde hastanın yönetilmesi, tedavinin sağlıklı ilerlemesi açısından çok önemlidir. Yönetilmesi denilirken mekanik bir süreçten bahsedilmemektedir. Tam tersine daha zor olan duygularla, düşüncelerle, fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik yönden hastanın ve yakınlarının diğer sağlık personelleri ile ilişkisinin yönetilmesinden bahsedilmektedir. Özellikle ayrıcalıklı bölümlerde; özel hemşirelik, onkoloji hemşireliği, yoğun bakım süreci daha önemli vurgulanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kavramlardan bahsederek çok fazla kafa karışıklığı yaşatmak istemiyorum. Bu yazının amacı kitaplarda pek yer almayan mesleki ‘kısımları’ aktarabilmek.  Tıp ve hemşirelik eğtimi boyunca kitaplarda yazmayan belkide fakülte eğitimi süreci kadar sürecek olan ‘deneyim’ kısmı mesleği tanımada, kendini algılamadaki rolu oldukça büyüktür. Onkolojide ilk işe başladığınızda hastanız ölmekten korkuyor diye sabaha kadar elini tuıtmanız gerektiği maalesef kitaplarda yazmaz. Ve yahut hastanızla ilgili olumsuz bir şey de yakınları ile üzülmeyi, tersi durumunda yakınları ve hasta ile sevinerek kutlama yapmakta pek yer almıyor. Bazen hocalarımızın deneyimlerinden duymuş olduklarımızı hissettiğimizde, biz de bu kutsal mesleğe adım atmaya başlıyoruz.

Bir hemşire, fakülteden mezun olduğunda değil, hastanının elini tutup onun hayatına dokunabildiğini hissettiği anda hemşire olmaya başlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.